Çukur Mahallesi’nde yıllar önce başlayan küçük bir kırgınlık, zamanla iki minareye, iki ezana ve iki ayrı cemaate dönüşmüştü.
Ordu’nun Aybastı ilçesine bağlı, yaklaşık 150 haneden oluşan bu sakin mahallede hikâye 1990 yılında başladı. O yıl mahalleye ilk cami yapıldı. Ancak o dönemde yaşanan çekişmeli muhtarlık seçimi, sadece sandıkta kalmadı; mahalleye taşındı. Seçim sonrası oluşan kırgınlıklar öyle bir noktaya ulaştı ki, ilk caminin yalnızca 35 metre ilerisinde ikinci bir cami daha inşa edildi.
Başta herkes bunun geçici bir durum olduğunu düşündü. “Zamanla düzelir” denildi. Ama yıllar geçti, iki cami de ayakta kaldı. Fakat en çok da insanlar arasında görünmeyen bir duvar yükseldi. Aynı mahallede yaşayan insanlar farklı camilerde saf tutmaya başladı. Aynı sokaktan geçen çocuklar bile “hangi camiye gidiyorsun?” sorusuyla büyüdü.
İmamlar farklı minberlerden aynı köye sesleniyor, müftülük ise bu bölünmüşlüğü giderek daha yakından hissediyordu. Ama asıl rahatsızlık mahallelinin içindeydi.
Bir gün, uzun süredir konuşulmayan mesele yeniden konuşulmaya başlandı. “Böyle devam etmez” diyenler çoğaldı. Kahvelerde, evlerde, sokak aralarında aynı cümle tekrarlandı.
Sonunda mahalle sakinleri bir araya geldi. Kırgınlıklar yavaş yavaş geri plana çekildi, ortak bir akıl öne çıktı. Alınan kararla cemaat yeniden tek çatı altında birleşti. Üstteki cami yeniden ana ibadet noktası haline gelirken, yıllarca ayrı kalan alt cami ise Kur’an kursu olarak yeni bir misyona kavuştu.