Ordu’nun Perşembe Yaylası bölgesinde yürütülen maden arama çalışmalarına ilişkin dava kapsamında bilirkişi heyeti ve mahkeme üyeleri bölgede keşif gerçekleştirdi. Keşif sırasında çevreciler, maden faaliyetlerinin doğaya ve su kaynaklarına verebileceği zararları heyete anlattı.
Bölgede açıklama yapan Fatsa Doğa ve Çevre Derneği Başkan Yardımcısı Alaaddin Yılmazer, yapılacak sondaj çalışmalarının bölgedeki ekosisteme ciddi zarar verebileceğini söyledi. Yılmazer, “Bilirkişiye açıkça anlattık. Bu tepelerde vuracağınız her bir sondajın o yer altında uyuyan, ne olduğu belli olmayan ağır metalleri su yüzüne çıkaracağını, toprak üstüne çıkaracağını, oralardan gelecek akışların buradaki mendereslere, bu mendereslerde bulunan endemik türleri olan tatlı su midyelerine ve bu bölgenin endemik türleri olan balıklara ve su yaşamına zarar vereceğini anlattık" ifadelerini kullandı.
Bölgedeki hayvancılık ve tarımsal üretimin de risk altında olduğunu söyleyen Yılmazer, ağır metallerin besin zincirine karışabileceğine dikkat çekti. Yılmazer, “Buradaki toprakta bulunan, Perşembe Obası’nda bulunan bitkilere ağır metal kontaminasyonuyla hayvanlar beslendiğinde bu ağır metallerin besin zincirine girebileceğini söyledik. Şirketlerin kâr hırsının bu cennet köşeyi katledeceğini, delik deşik edeceğini görmek gerçekten inanılmaz. İnsan buralarda ayakkabıyla bile gezmeye utanıyor” dedi.
Perşembe Yaylası’nın yalnızca insanlar için değil tüm canlılar için yaşam alanı olduğunu ifade eden Yılmazer, “Kamu yararı deniyor ama insan yoksa kamu yararı yok. Burada binlerce insanın ekonomik varlığı var. İnsanlar üretim yapıyor, hayvancılık yapıyor, turizm var. Bu yayla et üretiyor, besin üretiyor. İsviçre’yle eşdeğer güzellikte bir coğrafyada bugün madencilik konuşmak ülkem adına utanç verici bir durum” diye konuştu.
Keşif sürecinin sakin şekilde geçtiğini belirten Yılmazer, çevre mücadelesi veren insanların “çatışmacı” olarak gösterilmeye çalışıldığını söyleyerek, “Biz bugün büyük bir olgunlukla mahkemeden gelecek sonucu bekliyoruz. Bilirkişi yapılmasını talep eden zaten biziz. Niye taşkınlık çıkaralım? Sürekli bu doğaya, toprağına ve vatanına bağlı insanları çatışmacı insanlar gibi göstermeye çalışıyorlar. Biz bu toprağın evladıyız. Bunun farkına bir an önce varmamız gerekiyor” dedi.





