İdare Mahkemesi'nin kıyı planına ilişkin yürütmeyi durdurma kararının ardından Ordu Valiliği'nin yapılaşmanın durdurulmasını istediği projede bu kez ihale maliyetleri ve kullanılan yapı sistemleri gündeme geldi.
Kanal Ordu'nun ulaştığı ihale dosyası, teknik şartname ve sözleşme belgelerinde yapılarda prekast sistem kullanılması öngörülüyor. Söz konusu sistem, yapı sektöründe yüksek maliyetli ve dayanıklı bir uygulama olarak biliniyor. Ancak uygulamanın düşük maliyetli köpük sistemiyle yapıldığı öğrenildi.
2026/451349 ihale kayıt numaralı "OBB Akyazı Sahil Büfeler Yapım İşi"ne ait ihale dosyası, sözleşme ve teknik şartname belgelerinde projede kullanılacak yapı sistemleri açık şekilde tanımlanıyor.
Belgelerde yer alan teknik kriterler doğrultusunda maliyet hesapları oluşturulurken, yüklenici firma da bu şartlar üzerinden teklif vererek ihaleyi üstleniyor. Ancak teknik şartnamede yer alan prekast yapı sistemine karşın sahadaki uygulamalarda farklı ve çok daha düşük maliyetli bir sistem kullanıldığı görülüyor.
Bu durum yalnızca teknik bir farklılık değil, aynı zamanda maliyet hesaplarını doğrudan etkileyen bir unsur olarak öne çıkıyor. Çünkü kamu ihalelerinde yaklaşık maliyet ve ihale bedeli, şartnamede belirtilen malzeme ve imalatlar esas alınarak hazırlanıyor. Şartnamede yer alan yüksek maliyetli yapı sistemleri üzerinden hesaplanan bir işin, sahada daha düşük maliyetli uygulamalarla gerçekleştirilmesi yüklenici firmanın maliyetlerini önemli ölçüde azaltıyor.
Ortaya çıkan tablo, ihale bedelinin oluşturulmasında esas alınan teknik şartlarla sahadaki uygulama arasında ciddi bir fark bulunduğunu gösteriyor. Bu fark nedeniyle yüklenici firmanın önemli ölçüde maliyet avantajı elde ettiği görülürken, kamu adına yapılan harcamaların da yeniden sorgulanmasına neden oluyor.
“Büfe yapımlarında prekast kullanımı yapıldı mı?’ sorusuna ise sektör temsilcileri sahadaki görüntünün belgelerde yer alan prekast imalatlarla örtüşmediğini değerlendiriyor.
Ortada yalnızca kıyıdaki büfelerin büyütülmesi tartışması değil, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına ilişkin ciddi sorular bulunuyor. Akyazı sahilinde aynı proje kapsamında inşa edilen tüm büfeler ve işletmeler birlikte değerlendirildiğinde, ortaya çıkan mali tablonun boyutu çok daha dikkat çekici hale geliyor.
Kamuoyunun yanıtını beklediği sorular ise oldukça net:
Şartnamede milyonlarca liralık prekast imalat hesaplandıysa, bu imalatlar neden sahada yok? Yüksek maliyetli prekast sistemler üzerinden ihale yapılıp daha düşük maliyetli uygulamalar tercih edildiyse, ortaya çıkan maliyet farkı ne kadar? Bu fark yüklenici firmanın kasasında mı kaldı? İhale bedelinin oluşmasına esas teşkil eden imalatlar yapılmadıysa, kamu adına oluşan zarar kim tarafından denetlendi?
Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı verdiği, Valiliğin yapılaşmanın durdurulmasını istediği projede şimdi de gözler, ihale maliyetleri ile sahadaki uygulamalar arasındaki farkın açıklanmasına çevrildi.