Konuşmasında son dönemde yaşanan okul kaynaklı acı olaylara değinen Dervişoğlu, özellikle Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki gelişmeleri hatırlatarak, bu durumun yalnızca bir trajedi değil, aynı zamanda siyaset kurumunun ve Meclis’in “ağır bir yenilgisi” olduğunu dile getirdi. Güvenlik sorunlarının sadece yasaklarla çözülemeyeceğini belirten Dervişoğlu, çocukların giderek derinleşen bir “geleceksizlik” duygusuyla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Mevcut yönetim sistemine yönelik eleştirilerini sertleştiren Dervişoğlu, Meclis’in asli görevinden uzaklaştığını öne sürdü. Parlamentonun, halkın taleplerinin karşılık bulduğu bir zemin olmaktan çıktığını savunan Dervişoğlu, “Çocuklarımız nelerden mahrumsa, Meclisimiz de aynısından mahrumdur” diyerek temsil krizine dikkat çekti. Bu tablonun 23 Nisan’ın anlam ve ruhuyla örtüşmediğini vurguladı.
Kendi çocukluk dönemindeki aidiyet duygusuyla bugünü kıyaslayan Dervişoğlu, uzun yıllardır süren yönetim anlayışının milli ve manevi değerlerde aşınmaya yol açtığını iddia etti. Devletin temelinde birey ve aile güvenliğinin yer alması gerektiğini hatırlatan Dervişoğlu, bu güvenliğin zedelendiği bir yapının sürdürülebilir olmayacağını söyledi.
Konuşmasını, Meclis’in yeniden millet iradesinin merkezi haline getirilmesi gerektiğini vurgulayarak tamamlayan Dervişoğlu, “Hiçbir anne baba çocuğunu okula korkuyla göndermesin” sözleriyle çağrıda bulundu.




