Öztürk, eski koltukları alıp süngerlerini ve yüzlerini değiştiriyor, müşterinin istediği kumaşlarla kaplayıp evlerine teslim ediyor. Ancak bazı müşteriler, onu gördüklerinde Öztürk'ün usta olmadığı önyargısıyla “Usta nerede?” diye soruyor. Öztürk, yetenekleri ve yaptığı işin kalitesiyle bu önyargıyı kırıyor; müşteriler koltuklarını güvenle ona teslim ediyor.
Meslek sadece önyargılarla değil, fiziksel olarak da zorluklar içeriyor. Öztürk, koltukları tek başına 5. ve 10. katlara taşıyabiliyor ve işini yaparken zaman zaman yanlış anlaşılmalar nedeniyle yardım teklifleri almak zorunda kalıyor. Tüm bu zorluklara rağmen mesleğine olan tutkusu, onu güçlü kılıyor.
Kadın müşteriler ise Öztürk ile iletişim kurarken kendilerini daha rahat ifade edebiliyor; kumaş ve model seçimlerinde daha özgür hissediyorlar. Öztürk, işini sadece bir zanaat olarak değil, sanatsal bir uğraş olarak görüyor.