Ünye’nin sabahı daha yeni uyanırken, mutfakta çoktan bir hareket başlıyor. Kavanozların kapağı açılıyor, taze sebzeler tezgâha diziliyor, doğanın kokusu eve doluyor… İşte tam o anlarda başlıyor Meryem Koçoğlu’nun hikâyesi.
Yıllardır aynı özenle, aynı sabırla kurduğu sofraların bir uzantısı aslında yaptığı iş. Kimi zaman yayladan gelen pancar, kimi zaman köyden toplanan biber… Her biri mevsiminde, doğal haliyle onun ellerinde turşuya dönüşüyor. Ama bu sadece bir üretim değil; birikmiş bir kültürün, çocukluktan gelen alışkanlıkların ve toprağa duyulan saygının yansıması.
Meryem Hanım için turşu kurmak bir tariften ibaret değil. Her kavanozda ayrı bir emek, her lezzette ayrı bir hikâye var. Kaldirikten melucana, fasulyeden patlıcana kadar uzanan çeşitler, aslında Karadeniz’in doğasını sofralara taşıyor.
Zamanla bu lezzet sadece Ünye’de kalmıyor. Sosyal medyada paylaştığı videolarla mutfağının kapısını herkese açıyor Meryem Hanım. Tariflerini saklamıyor, aksine paylaşıyor. Çünkü onun için bu iş sadece satış değil; yaşatmak, öğretmek ve çoğaltmak demek.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanından siparişler geliyor. Kavanozlar hazırlanıyor, paketleniyor ve yola çıkıyor. Her biri, Ünye’den çıkan küçük bir lezzet yolculuğu aslında.
2013 yılından bu yana aynı heyecanla üretmeye devam eden Meryem Koçoğlu, “Meryemce” markasıyla sadece ürün göndermiyor; memleketinin doğallığını, emeğini ve samimiyetini de ulaştırıyor.
Ve belki de bu yüzden, o kavanozlar açıldığında sadece bir turşu değil… bir hikâye kuruluyor sofralara.