Ordu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Adil Levent Karlıbel, fındık sektörünün geleceğine ilişkin yaptığı değerlendirmelerde üreticinin yaşadığı belirsizliklere, fiyat politikalarına ve pazarlama stratejilerine yönelik dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Hasat dönemi öncesinde gerçekleştirilen siyasi ziyaretlerin üreticinin sorunlarına çözüm üretmediğini söyleyen Karlıbel, "Fındık zamanı yaklaşıyor. Temmuz ayının sonuna doğru kravatını, gömleğini takan milletvekilleri bizi ziyarete gelir. Fındıkla ilgili çalışma yaptıklarını söylerler. Biz de onlara çay, kahve ikram ederiz. 15 dakika sonra kalkar giderler ve görevlerini yapmış olurlar. Sonra Ordu ve Giresun üreticisi 1 Ağustos günü evinde baş başa kalır; 'İşçiye ne kadar yevmiye vereceğim, şuraya ne kadar ödeyeceğim, patoz ücreti kaç olacak?' diye düşünür." ifadelerini kullandı.
Karlıbel, üreticinin hasat dönemine girerken işçilikten patoz ücretine kadar birçok maliyet kalemini belirsizlik içerisinde hesaplamak zorunda kaldığını belirterek, bu sürecin her yıl tekrarlandığını dile getirdi. Fındık sektöründe sağlıklı verilerin oluşturulamadığını ve bu nedenle planlama yapılamadığını belirten Karlıbel, "Dünyada fındık dikim alanlarının arttığını söylüyoruz. O zaman üretim de arttı. Peki, ben çocukken de Türkiye'nin dünya fındığının yüzde 70'ini ürettiği söyleniyordu, bugün neden hâlâ aynı cümleyi kuruyoruz? Ölçemiyoruz mesela. Ölçemediğimiz bir şeyin üzerine senaryolar kuruyoruz. Fındık fiyatının yeni dönem için 1 Haziran'da ilan edilmesi günah mı olur? Mesela niye ağustosta ilan edilir de haziranda ilan edilmez? Bunu mantıklı bir şekilde izah edebilen biri var mı? Yok." dedi.
Karlıbel, yeni sezon fındık fiyatının hasattan aylar önce açıklanmasının üreticinin önünü görmesini sağlayacağını, bunun hem maliyet hem de hasat planlaması açısından önemli olduğunu ifade etti. Türkiye'nin fındık üretiminde dünyadaki lider konumuna rağmen iç tüketimin istenilen seviyede olmadığını vurgulayan Karlıbel,"Biz 350 milyon kilogram fındığı dışarıya gönderiyoruz, 150 milyon kilogram fındığı da iç pazarda tüketiyoruz. 500 milyon kilogramın üzerindeki her fındık üretim fazlasıdır. Dünyanın her yerinde olduğu gibi bu üretim fazlası da mutlaka hükümetler eliyle alınarak absorbe edilmeli ya da fındık tüketilecek yeni alanlar oluşturulmalıdır. Fındığı Çin'e, Vietnam'a tanıtalım diyoruz ama biz fındığı daha Türkiye'ye tanıtamadık. İddia ediyorum, Türkiye'de fındığın tadını bilmeyen belki de yüzde 25'lik bir kesim vardır; ya yemiyordur ya da ürüne ulaşamayıp tüketemiyordur." değerlendirmesinde bulundu.




