Sporda "başarısızlığı kutsama hastalığına" yakalandık

Sporda "başarısızlığı kutsama hastalığına" yakalandık…
Maalesef tedavisi de yok…

Canın sağ olsun…
Mücadele iyiydi…
Geleceğe yönelik umut vaat etti…
Vs.vs…
Gırla gidiyor…

Örnek çok…
Galatasaray futbol takımı özellikle evinde elini kolunu sallayarak yeneceği takımlara puan kaybediyor, son hayati Madrid maçını kazanıp işi garantileyemiyor, beraberlik neredeyse kutsanıyor…

Fenerbahçe futbol takım Aston Villa'ya kendi sahasında yeniliyor; teknik direktör ve taraftar “biz oyundan memnunuz” havalarında…

Milli tenisçimiz Zeynep Sönmez dünya sıralamasında kendinden sıralama olarak çok daha üstte olan rakiplerini yeniyor, lakin kendine yakın bir tenisçiye yenilip, eleniyor…
Canın sağ olsun manşetleriyle başarı hikayeleri yazılıyor…

Evet, anlıyorum; takımlarımızı, sporcularımızı destekleme adına bu tür ifadeleri kullanıyoruz…
Moral veriyor, moral buluyoruz...
Evet gerçekten de canları sağ olsun olmasına...
Ancak nerede hata, eksik yaptıklarını da gündeme getirmemiz de gerekir...

Yoksa bu durum bir süre sonra
başka bir şeye dönüşüyor…
"Kronik başarısızlığı kutsama hastalığı" haline geliyor…

Not; İdare-i maslahatçılık iyi birşey değil….
Sadece sporda değil her alanda idare-i maslahatçılıktan geldiğimiz durum ortada...