Raporda özellikle yükseköğretim mezunlarının iş bulma sürecinde yaşadığı zorluklara dikkat çekildi. Eurostat verilerine dayandırılan değerlendirmede, 2024 yılı itibarıyla bu alanda Türkiye’nin diğer ülkelerden ayrıştığı belirtildi. 25–34 yaş grubundaki işsizlerin yaklaşık yüzde 49,2’sinin üniversite mezunu olması, yükseköğretimin ekonomik getirisine ilişkin algının değişmeye başladığını ortaya koydu.

DOĞUM SAYISINDAKİ DÜŞÜŞ EĞİTİM PLANLAMASINI ETKİLEYECEK

Türkiye’de son yıllarda hızla gerileyen doğum oranlarının eğitim sistemine doğrudan yansıyacağı vurgulandı. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2014 yılında 1 milyon 351 bin 88 olan canlı doğum sayısı, 2024’te 937 bin 559’a düştü. Yaklaşık yüzde 30,6’lık bu gerilemenin, önümüzdeki yıllarda öğrenci sayısında ciddi azalışlara yol açması bekleniyor. Nitekim 2030 yılında ilkokula başlayacak öğrenci sayısının yüzde 21 daha düşük olacağı öngörülüyor.

ÜNIVERSİTEYE YERLEŞMEDE DENGESİZLİK

Raporda yükseköğretime geçiş sürecindeki sorunlar da öne çıktı. Verilere göre üniversiteye yerleşen adayların yalnızca yüzde 30,12’si lise son sınıf öğrencilerinden oluşuyor. Bu durum, sınava giren adayların büyük bölümünün mezun gruptan geldiğini gösteriyor.

Lise son sınıf seviyesindeki 812 bin adayın yüzde 48,57’sinin tercih yaptığı, ancak yalnızca yüzde 16,46’sının dört yıllık lisans programlarına yerleşebildiği belirtildi. Bu tablo; sınav performansı, istihdam beklentileri, ekonomik koşullar ve rehberlik eksikliği gibi birçok faktörle ilişkilendirildi.

YKS BAŞVURULARINDA GERİLEME

Üniversite sınavına olan ilginin de azaldığına dikkat çekilen raporda, 2023 yılında 3,5 milyonun üzerinde olan YKS başvuru sayısının 2025’te yaklaşık 2,5 milyona gerilediği ifade edildi. Bu düşüşün hem demografik değişimlerle hem de üniversite eğitiminin iş bulma konusunda yeterli avantaj sağlamadığına yönelik algıyla bağlantılı olabileceği değerlendirildi.

Ordu Mesudiye’de 16 kızıl geyik doğaya bırakıldı
Ordu Mesudiye’de 16 kızıl geyik doğaya bırakıldı
İçeriği Görüntüle

9. SINIFTA UYUM SORUNU DERİNLEŞIYOR

Ortaöğretimde özellikle 9. sınıf seviyesinde yaşanan kopuş dikkat çekti. 2024–2025 eğitim öğretim yılında sınıf tekrarı oranlarının genel liselerde yüzde 18,5, mesleki ve teknik liselerde yüzde 28,5, imam hatip liselerinde ise yüzde 30 seviyesine ulaştığı aktarıldı.

Ayrıca 9. sınıfta açık öğretime geçen öğrenci sayısının bir yıl içinde yaklaşık üç kat arttığı belirtilerek, öğrencilerin ortaöğretime geçişte akademik ve sosyal uyum sorunları yaşadığı ifade edildi.

EĞİTİM BÜTÇESİ ARTIYOR, ETKİSİ SINIRLI KALIYOR

Raporda eğitim bütçesindeki artışa rağmen kaynakların niteliği artırma konusunda sınırlı kaldığına işaret edildi. 2025 yılında eğitim bütçesinin yüzde 35 artarak 2 trilyon 186 milyar TL’ye ulaştığı, ancak yüksek enflasyon nedeniyle bu artışın büyük ölçüde mevcut harcamaları karşılamaya yönelik olduğu belirtildi.

Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin 1 trilyon 451 milyar TL olduğu, merkezi yönetim bütçesinden aldığı payın ise son üç yıldır yüzde 10’un altında kaldığı kaydedildi. Bütçenin yaklaşık yüzde 80’inin personel giderlerine ayrılması nedeniyle yatırım alanlarının sınırlı olduğu vurgulandı.

ÖĞRETMEN YETİŞTİRME MODELİ TARTIŞILIYOR

Raporda, gündemde olan Millî Eğitim Akademileri modeline yönelik değerlendirmelere de yer verildi. Güney Kore, İngiltere, Kanada ve Finlandiya gibi ülkelerde öğretmen adaylarının mezuniyet sonrası doğrudan istihdam edildiği hatırlatılırken, Türkiye’de planlanan modelin mesleğe başlama süresini uzatabileceği ve kariyer planlamasını zorlaştırabileceği ifade edildi.

DİJİTALLEŞME ADIMLARI VE YAPAY ZEKA VURGUSU

Eğitimde dijitalleşme alanında atılan adımların önemli olduğu belirtilen raporda, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde kurulan Yapay Zekâ ve Büyük Veri Uygulamaları Daire Başkanlığı ile yayımlanan politika belgeleri dikkat çekici gelişmeler arasında gösterildi.

Ancak dijital dönüşümün başarısının yalnızca teknik altyapıyla değil, bu teknolojilerin öğrenme süreçlerine katkısıyla ölçülmesi gerektiği vurgulandı.