Maliye Bakanı Mehmet Şimşek milletin "yastık altına" göz dikmiş…

Şimşek, Türkiye’de yastık altında tutulan altın ve döviz varlığının yaklaşık 640 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ettiklerini…
“Eğer bu birikimler finansal sisteme kazandırılabilseydi, ekonomideki kırılganlık çok daha düşük olurdu” diye açıklama yapmış...

Esasında mesele sosyolojiktir...
Sermaye/servet meselesidir…

Binlerce yıldır yerleşik düzen içinde yaşayan topluluklar servetlerini ticari ortaklık, tahvil, hisse senedi, vakıf ve sair işlerle değerlendirerek artırmak için sermaye yaparken…
Tarih boyunca hareketli, göçer Anadolu insanı servetini yanında tutar…
Sandığında taşır…
(Evinde; anası, babası dahil sandığı ve taşınabilir yün döşeği olmayan var mı...)

Zaten Mehmet Şimşek ve muktedirler (yerel belediyeler dahil) Anadolu’nun bu gerçeğini
çok iyi bildiklerinden verdiklerinden daha çok zam yaparak, vergi yükleyerek yastık altlarını tırtıklamaya çalışıyorlar…

Anadolu insanı da sıkıştığında yastığın altından azar azar çıkarıp harcıyor…

Yoksa bu kadar ağır ekonomik krize nasıl dayanılıyor, isyan edilmiyor sanıyorsunuz…

Belli ki hazine çok sıkışmış, Mehmet Şimşek bir umut diyor…

Kendisine bir Anadolu hikayesi anlatayım da aman umutlanmasın…

Babam anlatmıştı;
Zamanında bizim köyde “hayta” bir genç varmış…
Bir gün dayısını ziyaret etmiş; nasılsın, iyi misin faslından sonra borç istemiş…
Dayısı: “Yeğenim, bizim odada yastığın altında para var... Al onu"...
Demiş…

Bir süre sonra yeğeni tekrar dayısını ziyarete gelmiş, bir kez daha borç istemiş…
Dayısı: “Oğlum, bizim odada yastığın altında var, git al" deyince, yeğen sevinçle gidip yastığı kaldırmış…
Bir bakmış, para yok…
Şaşkın bir şekilde: “Dayııı, burada para yok kiii” deyince...
Dayısı: “Geçen aldığını goysidin, oludu yeğenim"...
Demiş...

Yani Mehmet Abi "vermediniz ki" alasınız...