Neredeyse üç bin yıl önce, Sokrates:
“Günümüzün çocukları lüksü seviyor, kötü davranışları var, otoriteye baş kaldırıyorlar, yaşlılara saygıları yok, çalışmak yerine lak lak etmeyi seviyorlar. Çocuklar artık evlerinin hizmetçisi değil, tiranı…
Anne babaları odaya girince ayağa kalkmıyorlar, onlara itiraz ediyorlar, destek olmak yerine laklak yapıyorlar, şapır şupur yiyorlar, bacak bacak üstüne atıyorlar, öğretmenlerine zulmediyorlar” demiş…
Yine iki bin beş yüz yıl önce şair Hesiod;
“Günümüzün gençleri öyle umursamaz ki, ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyoruz” diyor…
(Platon ve Hesiod zamanı dünya nüfusunun 80–100 milyon olduğu, ortalama ömrün de 30 yıl civarında bulunduğu bilim insanları tarafından ifade ediliyor…)
Bugün yaşlı ve orta yaş kuşağı da genel olarak -bizim zamanımızdaki mahalle, bayram, sokak, aşk vs. lakırtılarıyla- gençler ve çocuklar için aşağı yukarı aynı şeyleri düşünüyor…
Belli ki insanoğlu, tarih boyunca -biraz da yaşlanınca- her daim kendini pek bir beğenmiş ve kendinden sonra gelenlerin asla kendi gibi değerlere sahip olamayacağı düşüncesiyle “melankolik nostalji hastalığına” tutuluyormuş…
Oysa Hesiod ve Sokrates’ten bu yana insanoğlu uzunca bir yol katetti…
Nüfusunu 8,5 milyara çıkardı…
Yaş ortalamasını 75-80’e yükseltti…
Hatta dünyanın kendisine yetmeyeceğini düşünerek uzaya bile gitti…
Yine insanoğlu muhtemelen bizden binlerce yıl sonra da ileriye, ama hep ileriye gidecek…
Hayatın gerçeği bu…
Yani onun için kendimizi, yaşımıza, çağımıza, inançlarımıza fazla anlam yükleyip “ah ne olacak bu gençler/çocuklar” melankolisine kaptırmayalım…
Onlara bizim beceremediğimiz şeyleri becertmeye kalkmayalım…
Tıpkı binlerce yıldır suyun akıp yatağını bulduğu gibi, bugün ve yarının çocuklarının da yolunu bulacağına inanalım…
Yeter ki onları skolastik düşüncelerle zehirlemeyelim…
Sadece sevgi ve huzur verelim...
23 Nisan Kutlu Olsun...