Bizim takım (1954'den sonra) en son Dünya Kupası’na teee 24 yıl önce katılmıştı…
Güney Kore ve Japonya’da yapılanına…

Hatta dünya üçüncüsü olmuştuk…

30’lu yaşlardaydım…
Tabii gidemedim, TV’den seyrettim…

Niye gidemedim…
İmkanım yoktu...
Türkiye ekonomik krizdeydi…
ABD'li Kemal Derviş, önümüzdeki Dünya Kupaları’na gidebilmemiz için kemer sıkmamız lazım deyip ümüğümüzü sıkıyordu…
(Çok ümüğümüzü sıktığı için vatandaş “bay bay” deyip AKP’yi getirdi…)

Yoksa istemez miydim Uzak Doğulara gidip coşmayı, en azından bir iki maçı yerinde seyretmeyi…

24 sene sonra bizim çocuklar bu kez Amerika’daki şampiyonaya katılıyor…

Değişen bir şey yok…
Yine imkanım yok..
Gidemiyorum…

Yine Türkiye ekonomik krizde; bu sefer de AKP'li İngiliz Mehmet Şimşek sıkılacak ümük bırakmayıp tabutumuza çivi çakıyor…
(Vatandaş "bay bay" demesin diyede zaptiye kullanıyorlar...)

Bakın, ben ortalama bir Türk vatandaşıyım…
1’inci dereceden, 41 yıl 8 ay üzerinden emekli bir insanım…
(41 yıl 8 ay evet; uçar, atlar, dalar, icabında kayar olarak devlete hizmet ettiğimden öyle hesaplanıyor…)

Mesela hiç olimpiyatlara gidemedim…
Bırak olimpiyatı, yurt dışında olan herhangi bir milli müsabakayı da yerinde izleyemedim…

Niye…
Pinti miyim…
Rafine zevklerim yok mu benim…

30 küsur yaşında da imkanım yoktu, 60’a yaklaşmışken şimdi de imkanım yok…
Gidemediğim gibi gitmeyi artık hayal bile edemiyorum…

Oysa İngiliz, Fransız, İsveçli, Japon, Alman öyle mi…
Basit, günlük işte çalışanı bile biletini alıyor, vınnn gidip izliyor…

24 yıl önce de gidiyorlardı…
Bugün de gidiyorlar…

Ey Türk insanı…
Orta direk…
Ortalama yurdum insanı olan mühendis, öğretmen, memur, şirket çalışanı, işçiler, köylüler...
(Yandaş, fondaş, kur korumalı, faiz, altın, dolar , rantiyeci babalar ve zengin evlatları evlatları; size seslenmiyorum…)

Hadi ben hayal kırıklıklarımla yaşamaya alıştım...
Ya siz…
Evet evet, sizler…
Hayatınızda yurt dışına maça, konsere, geziye gittiniz mi…
Ya da gidebileceğinizi hiç hayal ediyormusunuz...

Mesela Türkiye’ye final maçları için gelen İngiliz, Alman, İtalyan taraftarların…
Hesabı düşünmeksizin…
“Hey garson, Turkish kebap, rakı, bira…” demelerini…
Antep fıstıklı baklava sonrası cappuccino isteme rahatlıklarını hiç kıskanmadınız mı…

Yoook gardaşım, ne kıskancam…
Zaten koca milli takım da 1950 Dünya Kupasına (Brezilya) fakirlikten katılamamıştı...
Diyor...
Ve...
Baaak, Beyaz Orduluların Hilmi Abisi milli maç saatlerinde sahile kocaman ekran koyduracak ve sabah çorbasını bedava dağıtacakmış, diyorsan…
Ne diyeyim…
Sen de haklısın…

Kürekle vur benim fitne, fücur üreten külek kafama…
Akıt pekmezimi…