Ordu

Tarihinde gölgesinde solan zanaat: Bakırcılık ve kalaycılık

Nesilden nesile aktarılan bakırcılık ve kalaycılık, teknolojinin hızlı gelişimi ve değişen yaşam koşullarıyla birlikte eski önemini yitirmeye başladı. Bu zanaatı sürdüren Fatsalı usta Serkan Özçelik, mesleğine dair deneyimlerini ve bakır eşyaların değerini anlattı.

Özçelik, babasından devraldığı mesleği sürdürerek Fatsa’daki iş yerinde geleneksel bakır ve kalaycılık işlemlerini yürütüyor. Ailesi eğitim almasını istemiş, ancak Özçelik zanaatın peşinden gitmeyi seçmiş. Babasını ustası olarak gördüğünü belirten Özçelik, “Meslek aileden miras, okula gitmek yerine burada yetiştim” dedi.

Bakırın kullanımında oluşan kararmalara “riks” adını verdiklerini söyleyen Özçelik, bakırın kırmızıya dönmesinin kalaylama zamanının geldiğini gösterdiğini anlattı. Beyaz renkli bakırda sorun olmadığını, ancak aktif kullanımın renk değişimine yol açtığını vurguladı.

Usta, işlerinin özellikle bahar aylarında yoğunlaştığını, bölgenin köy ve kent karışımı olması nedeniyle köylülerin kazan ve bakır eşyalarını kalaylatmak için getirdiğini ifade etti. 30-40 yıl öncesine kadar düğünlerde altın yerine bakır güğüm ve kazan gibi eşyaların hediye edildiğini, bunun bir düğün geleneği olduğunu belirtti.

Günümüzde bakır eşyaların artık ihtiyaç değil, daha çok ev dekorasyonu olarak algılandığını söyleyen Özçelik, bakırın “ölmeyen” bir malzeme olduğunu ve doğru bakımla ömür boyu kullanılabileceğini vurguladı. “Bozulma yok, sadece aktif kullanım kalaylama gerektiriyor” diyen usta, bu geleneksel zanaatın değerinin zamanla artacağını ifade etti.