Gündem

Torun'dan çerçeve yasa açıklaması: "Barışa hayır demiyorum, çerçeve yasaya hayır diyeceğim"

YENİ Parti Ordu Milletvekili Seyit Torun, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Çerçeve Yasa teklifine ilişkin kararını açıkladı. Torun, barışa ve silahların susmasına karşı olmadığını vurgularken, mevcut metne “hayır” oyu vereceğini söyledi.

Torun, kararını açıklarken seçim bölgesi Ordu’dan kendisine iletilen hassasiyetleri de dikkate aldığını belirterek, YENİ Parti içerisinde milletvekillerine herhangi bir karar dayatılmamasını ise demokratik bir tutum olarak değerlendirdi.

“BARIŞA HAYIR DEMİYORUM”

Seyit Torun, açıklamasında öncelikle terörün sona ermesi ve silahların susmasına yönelik tutumunu ortaya koydu.

Torun, “Barışa ‘hayır’ demiyorum. Silahların susmasına ‘hayır’ demiyorum. Bu ülkenin çocuklarının bir daha terör nedeniyle ölmemesine, annelerin bir daha evlat acısı yaşamamasına elbette ‘hayır’ demiyorum” ifadelerini kullandı.

Ancak Meclis’in gündemindeki Çerçeve Yasa teklifinin mevcut haliyle desteklenemeyeceğini belirten Torun, “Ama bugün önümüze getirilen bu Çerçeve Yasa’ya HAYIR oyu vereceğim” dedi.

“MİLLETVEKİLLERİNE KARAR DAYATILMADI”

YENİ Parti içerisindeki farklı görüşlere saygı duyduğunu belirten Torun, partinin milletvekillerine yönelik tutumuna da dikkat çekti.

Torun, “Partimdeki arkadaşlarımın farklı değerlendirmelerine saygı duyuyorum” diyerek, YENİ Parti’nin yeni siyaset anlayışı doğrultusunda milletvekillerinin kendi değerlendirmeleri doğrultusunda karar verebilmesini önemli bulduğunu ifade etti.

Bu yaklaşım nedeniyle Genel Başkan Özgür Özel’e teşekkür eden Torun, “Yeni Parti, yeni siyaset anlayışı gereği milletvekillerine herhangi bir kararı dayatmayarak demokratik duruş sergilemiştir” değerlendirmesinde bulundu.

“SEÇMENİNİZİ YOK SAYARAK DEMOKRASİYİ SAVUNAMAZSINIZ”

Kararının arkasında seçim bölgesinden gelen görüşlerin de bulunduğunu belirten Torun, siyasetçilerin temsil ettikleri vatandaşların hassasiyetlerini dikkate alması gerektiğini söyledi.

“Hiçbir demokrat siyasetçi temsil ettiği insanlara sırtını dönemez. Seçmenini yok sayarak demokrasiyi savunamaz” diyen Torun, Çerçeve Yasa sürecinde toplumun yeterince bilgilendirilmediğini söyledi.

Torun, aylar boyunca kamuoyunun müzakere edilen konuların içeriğinden büyük ölçüde haberdar edilmediğini belirterek, milletvekillerinden kısa süre içerisinde kayıtsız şartsız destek beklenmesini eleştirdi.

“Toplumun büyük ölçüde dışarıda bırakıldığı, insanların neyin müzakere edildiğini aylar boyunca öğrenemediği bir süreçte, ‘tarihî bir karar veriyoruz’ denilerek milletvekillerinden birkaç gün içinde kayıtsız şartsız destek beklenmesini doğru bulmuyorum” ifadelerini kullandı.

“BU KADAR ÖNEMLİ BİR MESELE OLDUBİTTİYE GETİRİLEMEZ”

Çerçeve Yasa teklifinin hazırlanma sürecine milletvekillerinin gerçek anlamda müdahil olamadığını savunan Torun, yalnızca barış karşıtı görünmemek amacıyla metne destek verilmesini doğru bulmadığını söyledi.

Torun, “Bu kadar önemli bir mesele oldubittiye getirilemez. Hazırlanmasına gerçek anlamda müdahale edemediğimiz bir metne sadece ‘barışa karşı görünmemek’ adına evet dememizi bekleyemezsiniz” dedi.

Kendisinin böyle bir siyaset anlayışını kabul etmediğini belirten Torun, teklifin kapsamı ve hazırlanış biçimine yönelik itirazlarının bulunduğunu vurguladı.

“KAYYUM UYGULAMALARI SÜRERKEN HANGİ BARIŞTAN SÖZ EDİYORUZ?”

Torun, açıklamasında hukuk devleti ve demokratikleşme konularını da gündeme taşıdı.

Barışın yalnızca siyasi bir metne destek verilmesiyle sağlanamayacağını savunan Torun, hukuk düzeninin siyasal etkilerden arındırılması gerektiğini belirtti.

Torun, “Barışın koşulları, iktidarın önümüze koyduğu metne imza atmakla değil, hukuk düzenini siyasal etkilerden muaf kıldığınızda ortaya çıkar. Kayyum uygulamaları hâlâ devam ederken hangi barıştan söz ediyoruz?” diye konuştu.

İMAMOĞLU, DEMİRTAŞ VE CAN ATALAY VURGUSU

Seyit Torun, Türkiye’deki tutuklama ve yargılama süreçlerini de eleştirerek, çeşitli siyasi isimlerin cezaevinde bulunmasını Çerçeve Yasa tartışmasıyla birlikte değerlendirdi.

Torun, “Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu ve nice belediye başkanı ve bürokrat tutsak edilmişken, hangi barıştan söz ediyoruz?” ifadelerini kullandı.

AYM ve AİHM kararlarının uygulanmadığını savunan Torun, Selahattin Demirtaş ve Can Atalay’ın cezaevinde bulunmasına da dikkat çekti.

“AYM ve AİHM'in bağlayıcı kararları uygulanmazken, Selahattin Demirtaş, Can Atalay yıllardır cezaevindeyken hangi barıştan söz ediyoruz?” diye soran Torun, toplumsal bütünleşmenin yalnızca yeni bir kanun teklifiyle sağlanamayacağını söyledi.

“SİLAHLARIN SUSMASI YETMEZ”

Torun, açıklamasında yalnızca silahların susmasının kalıcı barış için yeterli olmayacağını söyledi.

Belediye başkanları, gazeteciler, öğrenciler, komedyenler ve siyasetçilerin farklı gerekçelerle cezaevine gönderildiğini öne süren Torun, bunun ardından Meclis’e “toplumsal bütünleşme” başlıklı bir teklif getirilmesini eleştirdi.

Torun, “Hiza almayan belediye başkanını, gazeteciyi, öğrenciyi, komedyeni, siyasetçiyi cezaevine atıp sonra da Meclis'e ‘toplumsal bütünleşme’ başlıklı bir kanun teklifi getirmekle toplumsal bütünleşme sağlanamaz” dedi.

Torun’a göre kalıcı bir barış için terörün sona ermesinin yanı sıra hukuk alanındaki sorunların da ortadan kaldırılması gerekiyor.

“Silahların susması yetmez, sistematik hale gelen hukuksuzluğun da son bulması gerekir” ifadelerini kullandı.

“KAPSAMLI BİR BARIŞ YASASINDAN ÇOK ÖZEL BİR İNFAZ DÜZENLEMESİ”

Çerçeve Yasa teklifinin içeriğine ilişkin eleştirilerini de sürdüren Torun, metnin kapsamlı bir barış yasası niteliğinde olmadığını söyledi.

Torun, “Ayrıca, bu haliyle önümüzde duran metin, kapsamlı bir barış yasasından çok, belirli kişilere yönelik af sonucu doğuran özel bir ceza ve infaz düzenlemesidir” dedi.

İtirazının temelinde bu yaklaşımın bulunduğunu ifade eden Torun, hukuk düzeninin bir taraftan askıya alınırken diğer taraftan belirli kişiler için farklı bir hukuk rejimi oluşturulamayacağını söyledi.

“Bir taraftan hukuku askıya alırken diğer taraftan özel bir hukuk rejimi inşa edemezsiniz” diye konuştu.

“BARIŞI AL-VER SİYASETİNE İNDİRGEMEYİN”

Torun’un açıklamasında öne çıkan bir diğer başlık ise barış sürecinin demokratikleşme ile ilişkisiydi.

Barışın siyasi bir “al-ver” sürecine dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Torun, demokratikleşmenin geleceğe ertelenerek kalıcı barış sağlanamayacağını söyledi.

Torun, “Barışı bir ‘al-ver’ siyasetine indirgeyemezsiniz. ‘Sen bunu kabul et, biz bir süre sonra demokratikleşiriz’ anlayışıyla kalıcı barış tesis edemezsiniz” ifadelerini kullandı.

“Barış demokratikleşmenin değil, demokratikleşme barışın ön şartıdır” diyen Torun, Türkiye’nin hem terörden hem de hukuksuzluklardan arındırılması gerektiğini belirtti.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE KADAR HUKUKSUZLUKTAN ARINMIŞ TÜRKİYE İSTİYORUZ”

Seyit Torun, açıklamasının sonunda Türkiye’ye ilişkin siyasi hedeflerini de sıraladı.

Torun, “Biz terörsüz bir Türkiye kadar hukuksuzluktan arınmış bir Türkiye de istiyoruz. Barışı kabul ediyoruz, demokrasiyi istiyoruz, hukuk devletini istiyoruz” dedi.

Ancak demokratikleşmeyi geleceğe bırakan, toplumu sürecin dışında tutan ve Kürt sorununun çözümünü özel bir infaz düzenlemesine indirgeyen bir metne destek vermeyeceğini belirten Torun, kararını net ifadelerle açıkladı.

Torun, “Demokratikleşmeyi bilmeyen, yarınlara bırakan, toplumu dışarıda tutan, çalakalem hazırlanmış bir metni Yüce Meclis’te oldu-bittiye getiren ve Kürt Sorununun çözümünü özel bir infaz düzenlemesine indirgeyen bu teklife HAYIR diyorum” ifadelerini kullandı.