Ordu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Levent Karlıbel’in, AK Parti Ordu milletvekilleri Mustafa Hamarat ve İbrahim Ufuk Kaynak için söylediği

“Arıyoruz, açmıyorlar. Dönüş de yapmıyorlar” sözleri Ordu’da bir kapıyı araladı.
Aslında aralanan kapı yeni değildi; yıllardır kilitli duran temsil meselesi bir kez daha görünür oldu.

Bu sözler bir anlık serzeniş değildi.

Sanayi odalarının, esnaf odalarının, üreticinin, çiftçinin ortak hissiyatının kısa bir özetiydi.

Eleştiriler büyüyünce Sayın Hamarat’tan “siliniyoruz” çıkışı geldi.

Kendisinin hedef alındığını, buna güçlerinin yetmeyeceğini söyledi.

Ama Ordu’nun sorduğu soru bambaşka:

25 yıldır aynı siyasi çizgide olan bir milletvekilinin, bu şehrin hafızasında kalan somut icraatı nedir?

Bu memlekete siyaset yapmış pek çok isim geldi geçti.

Kimi büyük, kimi küçük…

Ama hemen hepsinin Ordu’da bıraktığı bir iz oldu:

Bir büyükşehir, bir yol, bir havalimanı, bir teleferik,bir hastane, bir sanayi hamlesi, bir kriz anında gösterilen duruş, bir mücadele.

Hafıza böyle oluşur.

İz varsa kalır.

Bugün Ordu’da tablo ağır:

Sanayi odaları feryat ediyor.

Esnaf odaları yüksek sesle konuşuyor.

Çiftçi perişan.

Fındık fiyatları dipte.

Üretici emeğinin karşılığını alamıyor.

Borç büyüyor, umut küçülüyor.

Fatsa Çevre Yolu yıllardır sürüncemede.
Ordu Çevre Yolu belirsiz.
Sanayici darboğazda; yatırım yapamıyor, nefes alamıyor.


Bu tablo karşısında güçlü bir siyasi refleks görüyor muyuz?

Meclis’te Ordu adına yankı uyandıran bir mücadele var mı?

Somut, ölçülebilir bir takip görüyor muyuz?

Hayır.

Ama eleştiri olunca,ama polemik çıkınca,ama “bana haksızlık yapılıyor” deme zamanı gelince mikrofon bulunuyor.

Sayın vekilin adının geçtiği Şosyal medya paylaşımlarına bakın.

Altı dolu bir memnuniyet yorumu bulmak zor.

Vatandaş açıkça söylüyor:

“Etkisiz.”

“Sorunlarımız sahipsiz.”

“Bu şehir adına kim konuşuyor?”

Bu bir linç değil.

Bu, birikmiş hayal kırıklığı.

Hatta şunu açıkça ifade edeyim;

Sizi etkileşim için haber yapıyorlar.

Çünkü millet size size o kadar tepkili ki,adınızın geçtiği sosyal mecrada olumlu yorum bulmak neredeyse imkansız.

Peki bu milletin sizin icraatınızı hatırlamayışına ne diyeceksiniz ?

Üstelik tartışmayı da giderek saptırıyor.

Karlıbel üzerinden, kendi partisinin milletvekili Mahmut Özer’e isim vermeden mesajlar gönderiliyor.

İma var, adres belli, isim yok.

Söylenen şu:

“Daha çok Recep Tayyip Erdoğan aşığı olduğu için eleştiriliyor.”

İnsan gerçekten gülmeden edemiyor.

Sayın vekil,

siz ne kadar Erdoğan’ı sevdiğiniz için eleştirilmiyorsunuz.

Siz Ordu’dan ne kadar koptuğunuz için, ya da hiç olmadığınız için eleştiriliyorsunuz.

Bu şehirde kimse ideolojik sadakat sorgulaması yapmıyor.

Kimse “partine bağlı mısın” diye tartmıyor.

Sorulan tek soru şu:

Bu şehir için ne yaptın?

Ve işte tam burada “siliniyoruz” iddiası çökmeye başlıyor.

Sayın Hamarat,

nasıl bir iziniz var ki silinecek?

Bu ilde Ordu’yu temsil edenler,

irili ufaklı da olsa eserleriyle anılır.

Bugün bile…

Kimin adı bir yatırımla hatırlanır,

kimininki bir yol, teleferik, bir havalimanı, bir sanayi bölgesiyle…

Peki sizin adınız Ordu’nun hafızasında hangi icraatla anılıyor?

Bir proje adı söyleyebiliyor muyuz?

Bir “onun döneminde oldu,çok gayret etti” cümlesi kurabiliyor muyuz?

Cevap yine hayır.

O halde gerçek şu:

Yazılmayan bir şey silinmez.

İzi olmayan yok olmaz.

Hafızaya hiç girmeyen bir isim “silinme” iddiasında bulunamaz.

Asıl sorun silinmek değil.

Asıl sorun hiç yazılamamış olmak.

Ordu slogan istemiyor.

Ordu edebiyat istemiyor.

“Sayın Erdoğan’ı daha çok seviyor” tartışması hiç istemiyor.

Ordu şunu istiyor:

Sahada olan,dertlenen,hesap soran,gerektiğinde kendi partisine bunu anlatabilen,iz bırakan bir temsil.

Ve bugün Ordu’nun sorduğu soru çok net, çok yalın:

Bu şehirde neyin altına imzanız var?

Bu sorunun cevabı verilmedikçe,

“beni silmek istiyorlar” serzenişi,

sadece gürültü olarak kalır.

Konunun içinde adı geçen diğer Ordu Milletvekili kimdi ?