İstanbul’da evlenmeye karar veren çift, 26 Temmuz 2020 tarihinde düğün yapmak üzere hazırlıklara başladı. Düğünden bir gün önce gerçekleştirilen kına gecesinde, erkeğin eline altın takılması konusunda taraflar arasında tartışma çıktı.

Ertesi gün düğün hazırlıkları sürerken damat adayı evlenmekten vazgeçtiğini telefonla nişanlısına bildirdi. Erkek, “Ben evlilikten korkuyorum, yapamayacağım” diyerek düğüne gelmeyeceğini söyledi.

TAZMİNAT DAVASI AÇILDI

Nişanın bozulmasının ardından erkek tarafı, tazminat ve verilen hediyelerin iadesi talebiyle dava açtı. Kadın da karşı dava açarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulundu.

Yeni Partili Şimşek’ten fındıkta fiyat garantisi vaadi: “250 TL’nin altında işlem yaptırmayacağız”
Yeni Partili Şimşek’ten fındıkta fiyat garantisi vaadi: “250 TL’nin altında işlem yaptırmayacağız”
İçeriği Görüntüle

Bakırköy 13’üncü Aile Mahkemesi, ziynet eşyalarının bir bölümünün iadesine karar verirken tarafların manevi tazminat taleplerini reddetti. Dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşınmasının ardından taraflar kararı temyiz etti.

YARGITAY KARARI BOZDU

Dosyayı inceleyen Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi, erkeğin temyiz itirazlarını reddetti. Kadının manevi tazminat talebini ise farklı değerlendirdi.

Yargıtay, Türk Medeni Kanunu’nun 121’inci maddesi kapsamında, nişanın bozulması nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda manevi tazminat talep edebileceğini hatırlattı.

Nişanın bozulmasının doğal olarak üzüntü yaratabileceğini ancak bunun tek başına tazminat gerekçesi olmayacağını belirten Yargıtay, olayda kişilik haklarına yönelik bir saldırının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Daire, düğün günü erkeğin evlenmekten vazgeçmesini ve “Ben evlilikten korkuyorum, yapamayacağım” şeklindeki sözlerini dikkate alarak, bu söylemlerin kadının kişilik haklarını ihlal ettiği sonucuna vardı.

Yargıtay, manevi tazminatın ceza niteliği taşımaması ve bir zenginleşme aracına dönüşmemesi gerektiğini belirterek, hakkaniyete uygun bir miktarda tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar verdi.