Gündem

Gülistan Doku soruşturmasında eski Ordu Valisi Tuncay Sonel'e yönelik iddialar büyüyor

Gülistan Doku soruşturmasına giren yeni ifade ve bulgular, sim kartın usulsüz şekilde incelendiği, verilerin silindiği ve bazı resmi kayıtların müdahaleye uğradığı iddialarını gündeme taşıdı. Tanık beyanlarında, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in sürece ilişkin rolüne dair dikkat çeken iddialar yer aldı.

2020 yılından bu yana kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında dikkat çeken yeni iddialar dosyaya girdi. Soruşturma kapsamında alınan ifadeler ve ortaya çıkan bulgular, sim kart incelemelerinden resmi kayıtların silinmesine kadar uzanan kritik bir süreci gündeme taşıdı.

İddiaların odağında ise dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel yer alıyor. Dosyaya giren beyanlara göre, Doku’ya ait sim kartın resmi prosedürler dışında işlem gördüğü ve yetkisiz kişilere ulaştırıldığı öne sürüldü.

Valinin koruması olduğu belirtilen Şükrü Eroğlu’nun ifadesine göre, sim kart kapalı bir zarf içinde Ankara’ya gönderildi. Zarfın, “Sosyal Medya Gürkan” olarak bilinen eski polis Gökhan Ertok’a ulaştırıldığı belirtildi.

Ertok ise ifadesinde, sim kart kendisine ulaşmadan önce Tuncay Sonel ile görüştüğünü ve kendisinden detaylı inceleme yapmasının istendiğini öne sürdü. Sim kartın yaklaşık 8 gün boyunca valilik kontrolünde kaldığı, kendisine ulaştığında ise içerikteki mesajların silinmiş olduğu iddia edildi.

Ertok’un beyanına göre, sim karttaki verilerin geri getirilemeyecek şekilde silinmesi yönünde bir talimat verildi. Bu iddia, soruşturmanın en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.

Öte yandan, Eroğlu’nun Ertok’a farklı tarihlerde toplam 30 bin TL gönderdiği de tespit edildi. Eroğlu, bu ödemelerin “bahşiş” olduğunu ve talimatı validen aldığını savundu.

Soruşturmada yalnızca sim kart değil, resmi kayıtlar da tartışma konusu oldu. Tanık ifadelerinde, emniyet kamera görüntüleri ile hastane giriş kayıtlarının silinmesinin sıradan bir işlem olamayacağı vurgulandı.

31 Aralık 2019 tarihine ait hastane kaydının sistemden silindiği bilirkişi raporuyla ortaya konulurken, dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir’in de görev sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalar yaptığı öğrenildi.

Ayrıca, Doku’nun kaybolmasının hemen ardından şehirdeki bazı kritik kamera noktalarının değiştirilmesi de şüpheli gelişmeler arasında yer aldı.

Dosyada yer alan bir diğer iddia ise arama çalışmalarının yönlendirilmesine ilişkin. Tanık Ferhat Güven, aramaların özellikle su hattına yoğunlaştırılması talimatı verildiğini belirtti. Bu durum, soruşturmanın farklı ihtimaller yerine tek bir senaryo üzerinde ilerletildiği yönünde soru işaretleri doğurdu.

İfadelerde dikkat çeken bir diğer detay ise bulunan bir cesedin teşhisine ilişkin. İddiaya göre, cesedin Doku’ya ait olup olmadığına ilişkin değerlendirme aileye haber verilmeden yapıldı.