Dava, 2022 yılında imzalanan kira sözleşmesi sonrasında düzenlenen tahliye taahhütnamesine dayanılarak açılan tahliye talebiyle başladı. Kiracı ise taahhütnamenin baskı, hile ve muvazaa yoluyla imzalatıldığını, ayrıca sözleşmede değişiklik yapıldığını öne sürerek davanın reddini istedi.

Yapılan bilirkişi incelemesinde imzanın kiracıya ait olduğunun belirlenmesi üzerine yerel mahkeme tahliye kararı verdi.

Ek mesai dönemi değişti: Çalışma saatlerine yeni sınır
Ek mesai dönemi değişti: Çalışma saatlerine yeni sınır
İçeriği Görüntüle

Kararın ardından kiracı tarafı, tahliye taahhütnamesinden sonra 11 Eylül 2024 tarihinde taraflar arasında noter onaylı yeni bir kira sözleşmesi imzalandığını mahkemeye bildirdi. Ev sahibi tarafının da yeni sözleşmenin yapıldığını kabul etmesi üzerine Adalet Bakanlığı, bu hususun yerel mahkeme tarafından değerlendirilmediğini belirterek dosyayı "kanun yararına temyiz" yoluyla Yargıtay'a taşıdı.

Dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tahliye taahhütnamesinin geçerli olabilmesi için yazılı olması, kiracı tarafından imzalanması, tahliye tarihini açıkça içermesi ve taşınmaz teslim edildikten makul süre sonra düzenlenmesi gerektiğini hatırlattı.

Ancak somut olayda tarafların daha sonra kendi iradeleriyle yeni bir kira sözleşmesi imzaladığına dikkat çeken Yargıtay, bu yeni hukuki ilişkinin eski tahliye taahhüdünü hükümsüz hale getirdiğini değerlendirdi.

Yargıtay, taraflar arasında yeni kira sözleşmesi kurulmuş olmasına rağmen eski tahliye taahhüdüne dayanılarak karar verilmesini hukuka aykırı buldu. Bu nedenle yerel mahkemenin kararı, "kanun yararına bozma" kapsamında oy birliğiyle bozuldu.